top of page

Transhümanizm-3

  • Yazarın fotoğrafı: haddizatında dergi
    haddizatında dergi
  • 3 Şub 2025
  • 2 dakikada okunur

Transhümanizm ile ilgili üçüncü yazımız…Şüphesiz bu konu anlattıklarımızdan çok daha derin, belki anladığımızın da ötesinde...

Bugün daha çok insan faktörü üzerinde durmak istiyorum. İnsanın kusurlu addedilip mükemmel bir varlığa dönüştürülme çabasının altında yatan nedenler, ne anlamamız gerektiği vb. sorular perspektifinden de olaya bakmaya ne dersiniz!

İnsanı buna iten faktörler fizyolojik mi, psikolojik mi yoksa ticari mi?

Fizyolojik olarak kusurlu gördüğümüz yanlarımızdan kurtulma çabası ve de ölümsüz olma isteği… Ölümsüz olmak zannettiğimiz kadar güzel mi acaba? İkinci yazımızda da bahsetmiştik, madem ki ölümsüz olmak bu kadar güzel, rahata kavuştukça, estetikle daha güzel hale geldikçe (geldiğimizi sandıkça) neden insanlar daha çok ölmek istiyor? Demek ki bizi hayata bağlayan her ne ise bunlardan daha farklı bir şey.

Bu dünyada ölümsüzlüğün olamayacağı da aslında o kadar açık ki! İnsanlar, devletler, sistemler vb. dünya sahasında her ne varsa doğuyor, gelişiyor ve ölüyor. Bu bir kanun! Nasıl yer çekimi kanununu kabul ediyoruz, nasıl suyun kaldırma kuvvetini reddetmiyoruz, ölüme de bu şekilde yaklaşmak gerekmez mi? Asıl soru şu olmalı, neden ölüme böyle yaklaşamıyorum? Ayrıca sanıyor muyuz ki hep iyiler ölümsüz olacak! Zalim insanların ölümsüz olduğunu düşününce bunu kimsenin isteyeceğini sanmıyorum, tabi zalimin kendinden başka. Acıların, zulmün, ağrıların bir gün biteceğini bilmek ne güzel bir teselli değil mi? Size uygulanan zulmün sonsuza dek sürdüğünü bir düşünün! Biz sanıyoruz ki dünyadaki süfli cennet sonsuz olacak, cehennemin de buraya taşınabileceği aklımıza bile gelmiyor.

İnsanlar son yüzyılda artan bir hızla maddeye meyletmeye başladı. “Yakın görünen dünya sizi aldatmasın” … Hep madde için çalıştıkça onun elden gitmesini istememek, sonsuza kadar güzel bir eve ve arabaya sahip olmayı istemek o kadar normal ki! Kişi neye emek verdiyse ona bağlanıyor ve ayrılmak zor geliyor. Ölümsüz olursa mutlu olacağını düşünüyor yahut da düşündürülüyor.

Belki de bizi dizginleyen, insan yapan, biyolojimizdeki hayvandan uzaklaştıran şey hesap verme korkumuzdur! Dünyaya daldıkça hesap verme korkusu duymamaya başlayan insan zayıf düştükçe hesap vereceğini hatırlıyor olmalı. O nedenle zayıflıklarından arınarak dünyada kalmaya gayret etmeye çabalaması da bundan olmalı…

Velhasıl kelam, yaratılışımızdan razı olmak, hastalıklara doğal çözümler aramak, kendimizi ve dünyayı olduğu gibi kabul etmek şüphesiz hem daha mutluluk verici hem de daha az masraflıdır!


Emine Cuma




 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Bir Genç'in Hatıraları-15

Ertesi gün cumartesiydi. Babası işe gittiğinden Genç kahvaltıyı annesiyle birlikte yaptı. Hava güzeldi. Dışarıdan taptaze bir bahar esintisi geliyordu. Genç "Keşke arkadaşlarla bir yerlere gitsek."

 
 
 
Bir Genç'in Hatıraları-14

O malum olaydan sonra Genç’in içindeki huzursuzluk dinmedi. Sanki omzunda görünmeyen bir yük taşıyordu. Kerem ise hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Ertesi gün okul koridorunda Genç’in omzuna vurup

 
 
 
Bir Genç'in Hatıraları-13

Genç o gün Kerem’le buluşmak istememişti. İçinde adını tam koyamadığı bir sıkıntı vardı. Ama Kerem ısrar etmişti: -Biraz dolaşalım, kafanı dağıtırsın. Birlikte küçük bir markete girdiler. Kerem raflar

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
2024-Haddizatında Dergi
bottom of page